Kitap: Kuyucaklı Yusuf

kuyucaklı yusuf

Ne yalan söyleyeyim, zengin ve şanslı doğan yaşıtlarıma her zaman bir nefretle bakmışımdır. Hala daha da öyle bakmaya devam ederim. Çünkü doğdukları hayatta sıradan diye atfettikleri ve değerini bilmedikleri şeyler, biz görece olarak fakir fukara doğmuş kişiler için tüm ömrümüzü versek bile yapamayacağımız şeylerdir. Uzaktan onları seyretmek dışında da yapabileceğimiz bir şey yoktur çoğu zaman.

İşte Yusuf’un hayatı da böyle. Yetim ve öksüz, üvey anası tarafından sürekli aşağılanmış ve dışlanmış, çevresindekilere hiçbir zaman ayak uyduramamış, hayattaki amacını bir türlü bulamamış; tek değerli gördüğü eşi Muazzez’i de çok acı bir şekilde kaybetmiş bir çocuk. 

Sabahattin Ali’nin daha önce okuduğum İçimizdeki Şeytan ve Kürk Mantolu Madonna kitaplarını da beğenerek okumuştum. Ancak bu kitap hepsinden de daha öteye gidiyor. İçinde adaletsizliği, daha doğrusu paranın emrine giren adaleti, mahalle baskısını, geçim sıkıntısını, insanın acizliğini, aşk acısını, aşk acısı için yapılanları, umutsuzluğu ve kadersizliği… hepsini ve daha fazlasını barındıran bir roman.

Sıkı bir Türk Edebiyatı okuyucusu değilim, kabul, ama bu kitap şu ana kadar okuduğum Türk Edebiyatı eserleri içinde en iyisi, en fazla kendimi bulduğum kitaptı.

[Okuduğum kitapları ve bu kitaplar üzerine yorumlarımı öncelikle Goodreads hesabımdan paylaşıyorum. Takip etmek için buraya tıklayın.]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir