Sahteleşmek

Instagram’da veya başka bir sosyal medyada insanlara bakarken aslında tek bir kişiye bakmıyoruz. Sürekli kayıp giden o akışta onlarca belki yüzlerce insanın hayatlarının en iyi kareleri ile karşılaşıyoruz. Beynimiz, benliğimiz, sadece bir kişinin iyi görünen haliyle değil; tüm o kişilerin en iyi görünen haliyle yarış haline giriyor. Onların yaşadıklarının tümüne karşın bizim naçizane bir taneden oluşan hayatımız her zaman eksik kalacak.

Kimisi sörf yaparken, kimisi uçaktan atlarken, kimisi evlenirken, kimisi en sevdikleriyle mutluyken, kimisi en iyi üniversiteyi kazanmışken, kimisi efsanevi bir şekilde bir enstrüman çalarken, kimisi çok güzel bir sanatçıyı dinlerken, kimisi gittiği yurtdışından kareler atarken beynimiz bunların hepsini topluyor ve o an bizim yaptığımız tek bir şey ile karşılaştırıyor. Sonuç, elbette hezimet. Tüm o diğer hayatların toplamı ve o noktaya gelmelerini sağlayan yaşam koşullarını bir keseye koysak, diğer kesedeki bizim hayatımızı tavana uçurur. Görüntülediğimiz 100 kişi olsa ve her biri 20 yaşında olsa, 2000 yıllık bir deneyimden bahsediyoruz.

Tam da bu yüzden kendimizi kötü hissediyoruz. Yakın arkadaşlar, uzak arkadaşlar, çoook uzak arkadaşlar, yüzünü yalnızca bir defa gördüğümüz insanlar… Beynimiz tümünü alt edebilecek güçte değil. Birebirde belki de bireyi daha da gaza getirecek bir şey, arkadaşının belli açılardan kendisinden daha yüksekte olmasını görmek. Ancak görüntülediği herkesin kendinden daha iyi hayat yaşadığı profilini görüyor olması ise beyinde sürekli bir negatif çağrışıma yol açıyor.

Günün sonunda, herkesten daha iyi bir kare atma çabası içinde sahteleşiyoruz. Olmadığımız insan olmaya çalışıyoruz. En azından görüntüde, başka birisi bize bakarken bu maskeyi takınıp, bilinçdışı bir “benim hayatım seninkinden daha güzel” yarışına giriyoruz.

Ve her geçen gün gerçek dünyalar, sanal sahte dünyaların karşısında daha da kaybolup gidiyor.

“Sahteleşmek” için bir yanıt

  1. yaşamak güzel şey doğrusu
    üstelik hava da güzelse
    hele gücün kuvvetin yerindeyse
    elin ekmek tutmuşsa bir de
    hele ”tertemizse gönlün”
    hele kar gibiyse alnın
    yani kendinden korkmuyorsan
    kimseden korkmuyorsan dünyada
    dostuna güveniyorsan
    iyi günler bekliyorsan hele
    iyi günlere inanıyorsan

    üstelik hava da güzelse
    yaşamak güzel şey
    çok güzel şey doğrusu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir